top of page

Kültürel yeterlilik nedir?

  • 7 Tem 2023
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 29 Şub 2024

Kültürel yeterlilik, sadece hemşirelik gibi belirli meslekler için değil, insanlarla çalışan herkes için önemli bir kavramdır ve bu yeterliliğin bilinmesi, üzerinde çalışılması ve odaklanılması gerekmektedir. Hemşire, öğretmen, doktor, akademisyen, imam, yönetici, memur veya politikacı olunması fark etmeksizin, eğer insan odaklı bir iş yapıyorsanız, kültürel yeterliliğinizi geliştirmeniz gerekmektedir.

Dikkat ederseniz, 'zorunluluk' kavramını kullandım; çünkü bunu gönüllülüğe bırakırsanız, amacınıza ulaşmanız zorlaşabilir. Peki, neden mi? İşte size bunu açıklamak istiyorum."

Çalıştığınız insanın bir kültüre sahip olduğunu bilmeniz ve yapacağınız her türlü hizmeti bireylerin, ailelerin ve toplumların kültürüne göre planlamanız ve uygulamanız sizi amacınıza daha da yaklaştıracaktır.

Kültürel yeterlilik hizmet verdiğiniz kişinin kültürünü tanımanız, hassasiyetlerini bilmeniz ile başlar. Elbette ki tüm dünyadaki kültürleri tanıyıp, hassasiyetlerini bilmeniz mümkün değildir. Ancak hizmet verdiğiniz dar alandaki bireylerin kültürel farklılıklarını öğrenmeye çalışmanız hatta bunun çaba göstermeniz karşıdaki bireyi anlayabilmeniz açısından oldukça önemlidir.

Kültürel yeterlilik nedir ne değildir?

Kültürel yeterlilik kültürel farklılıkları kabul etmek hoş görmektir.

Farklılıkların farkında olmak duyarlılık göstermektir.

İletişimi sadece dile indirgemeyip kültürlerarası farklılıkların olabileceğini bilmektir. Simgelerin, sembollerin beden dilinin kültürel farklılıklara göre anlam kazanması demektir. Herkese aynı şekilde hitap edilemeyeceğini, herkesle aynı ses tonuyla konuşulamayacağını, herkese sevgimizi göstermek için dokunamayacağımızı, herkesle kişisel mesafe sınırlarının aynı olmayacağını, herkesle göz teması kurmamız gerektiğini bilmektir. Aynı dil içinde konuşulan şiveleri küçümsememektir. İletişimi tercümana indirgememektir. Aynı dili konuşan herkesin etkili iletişim kuracağı yanılgısına düşmemektir.

Hizmet verdiğimiz kişinin inançlarının ve kültürel değerlerinin bizimle birlikteyken güven içerisinde olduğunu bilmesidir.

Dini inancından, siyasi düşüncesinden, tercihlerinden, etnik yapısından, ırkından ve hatta ülkesinden dolayı kendinin asla ötekileştirilmeyeceğini bilmesidir.

Kendi kültürel değerleri içerisinde normal olan davranışları sergilediği için ötekileştirilmeyeceğini bilmesidir.

İnançlarına, kültürel değerlerine, yaşam biçimine ve hatta tercihlerine yönelik dayatmalara maruz bırakılmayacağını bilmesidir.

Kültürel farklılıklara kör olmamaktır. Aynı davranıyorum diyerek kişilerin kültürel değerlerini yok saymamaktır.

Kültürel doğrular için kendi kültürünü temel almamaktır. Doğruların, iyiliklerin kültürlere göre değişeceğini bilmektir. Kendi normalinin herkes için normal olmayacağını bilmektir.

En iyi benim kültürüm dememektir. Ben ben ben ve yine ben. Benim düşüncelerim, benim görüşüm, benim yaşam biçimim, benim inançlarım, benim bakış açım, benim değerlerim, benim tercihim… Sadece ben ve benden olanlar en iyisi, en doğrusu, en normali. Diğerleri yanlış, çirkin, anormal… Çünkü benim gibi değil.

Kültürel yeterlilik farklı kültürden bireylerin korkusunu azaltmaktır. Güvenini kazanmaktır. Kendini güvende hissettirmektir.

Kültürel yeterlilik kişinin kendi kültüründen, kültürel tercihlerinden dolayı utandırılmaması demektir. Kültürel bilgisizliğinin farkına varması demektir. Kalıp yargılarla, önyargılarla davranmamaktır. Irkçılık yapmamaktır.

Karşıdaki bireye kültürel ağrı yaşatmamaktır. Kültürüne ter gelen davranışlar ile kültürel şok yaşatmamaktır. İletişimi kültürel engellerden temizlemektir. Araya kültürel bir boşluk sokmamaktır. Kültürel farklılıklara yönelik olumsuz söylemler ile kültürel çatışmaya girmemektir.

Her kültürü kendi kültürel yapısı içinde değerlendirmek ve anlamaya çalışmaktır.

Kültüründe kara fatmayı yiyen birine “iğrenç bu böceği nasıl yiyorsunuz” demek yerine biz de Hindu inancında kutsal olan inekleri yiyoruz diyebilmektir.

Kültürlerin içinde sayısız dil, sayısız, dini inanç, sayısız etnik yapı ve sayısız çeşitlilik barındırdığını bilmektir. Kültürle şekillenirken aslında bunun yetişkin oluncaya kadar kişinin tercihine bırakılmadığının farkında olmaktır.

Ben de onun kültüründe yaşasaydım muhtemelen aynı kıyafetleri giyip, aynı yiyecekleri yiyip, aynı inanca sahip olacaktım diyebilmektir.

Kültürel yeterlilik, hiçbir kültürün bir diğer kültürden daha iyi ya da daha kötü olmadığını bilmektir. Ancak kabul etmek gerekir. Farkında olmadan zaman zaman da satır aralarına yerleştirdiğimiz kelimeler ve cümleler ile karşımızdaki bireylere öteki olduğunu fark ettiririz. Farkında olmadan önyargılarımız kelime aralarından fırlayıp kaçar. Yakalarız belki ama iş işten geçmiştir. Kaçarken birçok çamı da devirip gitmiştir. Karşıdaki sessizdir ama artık biliyordur senin önyargılarını.

Bu nedenle hemşericilik çok yaygındır. Herkes kendi kültürel yakınlığı olan olsun ister. “Çok iyi çok. Bizim memleketin çocuğu ne de olsa”.

Biriyle tanışırsanız hemen memleketinizi sorar. En kolay köprü kurabileceğiniz yerdir. Kültürel yeterlilik hemşeriniz olmadan köprü kurmaktır. Köprüleri kurarken hemşeri aramamaktır. Farklılıkların, çeşitliliklerin zenginlik olduğunu düşünmektir. Buna inanmaktır. Kültürel farklılıklarla yaşayacağın deneyimlerden keyif almaktır.

Kültürel yeterlilik kültürü anlamak, kültüre uygun davranabilmektir. Kültürel farklılıklara saygı duymaktır.

Kültürel yeterlilik kursu vermek için bir hastaneye davet edilmiştim. Hastane daha çok yabancı uyruklu hastalara bakıyormuş. Vaka örneklerini tartışırken şöyle bir şey anlatmışlardır.

Hocam bizim hastalar uzun süreli kaldığı için refakatçilerimiz yandaki otelde kalmayı tercih ediyorlar. Bir gün sabah kalktım kaldıkları otelin bahçesindeki ağaçların üzerine yıkayıp çamaşır asmışlar. Tüm hastane şoka girdik.

Yine aynı eğitimde hemşirelerden biri “hocam hasta odalarımız tek kişilik ve yemek masalarımız var. Ancak her seferinde yer sofrası kuran, odaya girerken ayakkabılarını çıkaran hastalarımız var. Artık müdahale etmiyoruz demişti.

Yaşadığım bir deneyimle bugünkü yazımı noktalamak istiyorum. Yine kültürel yeterlilik anlatmak için bir kongreye davet edilmiştim. Meslektaşlarımdan biri gayet sevimli bir şekilde yanıma gelip hocam her şey iyi güzel ama ben size bir şey anlatayım da siz de ne yapabilirdim bana onu söyleyin dedi. Bir gün bir hasta geldi. Suriyeliydi. Türkçe bilmiyordu. Bende anlamadığımı Türkçe bilmediğimi söyledim dedi. O da bana parmak göstererek “Sen benim dilimi öğrenecek” dedi. Bende ona “İndir o parmağını kırarım” dedim. Bende sakince 7-24 iletişim hattını arayabilirsiniz. Tercüman desteği alabilirsiniz. Hatta uygun şekilde durumu izah edebilirsiniz dedim. Elbette ki hizmet almaya gelen hastaya senin o parmağını kırarım demezsiniz dedim.

Yakın zamanda çevrimiçi bir eğitim vermek üzere davet edildim. Gelen sorulardan biri şuydu. Hocam birçok göçmen geldi. İnsan ister istemez huzursuz oluyor. Politik boyutu da var elbette dedi. Cevap basitti… Benim açımdan gelen hastanın dini inancı, kültürü, ırkı, tercihi, ülkesinin farklı olması sadece kültürel farklılıklarını anlamak açısından önemlidir. Siyaseti bırakın siyasetçiler yapsın. Biz işimizi yapalım. Amacımız bakımın en iyisini nasıl verebilirim olsun.

Kültürel yeterlilik farklı kültürden bireyin gerektiğinde kültürünün savunuculuğunu yapmaktır. Değerlerini, inançlarını korumaktır. Farklı bakış açılarını yargılamamaktır.





 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
San Miguel Alto’da Bir Gece

Flamenko bitti, yıldızlar “haydi manzaraya” dedi. San Miguel Alto’ya tırmandık; grup on beş dakika serbest dolaşma aldı. Ben de bir sokak ressamının önünde, çocuklara alacağım tablolara imza sırası be

 
 
 

Yorumlar


bottom of page