Hindistan: Hayalini Kurduğum Kaos
- 24 May 2023
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 19 Ara 2025
Hindistan, ölmeden önce görmek istediğim ülkeler listesinde hep ilk sıradaydı. O yüzden Hindistan’da bir sağlık kongresi olduğunu öğrendiğimde tereddüt etmedim. Bu, kaçırılmayacak bir fırsattı. Hem uluslararası bir kongreye katılacak hem de yıllardır hayalini kurduğum bir kültürün içine adım atacaktım. Üstelik bu yolculukta birlikte çalıştığım dört meslektaşım da yanımdaydı.
Daha yolculuk başlamadan heyecanlanmıştım. Önce İstanbul’a gidip Hindistan Konsolosluğu’ndan vize almamız gerekiyordu. Hiçbir ayrıntı beni yormuyordu; günübirlik İstanbul’a gidip gelmek bile. Çünkü bu ülke benim için sıradan bir seyahat noktası değildi. Yıllardır videolar, belgeseller, kitaplar ve makaleler aracılığıyla anlamaya çalıştığım kültürel çeşitliliğin merkeziydi Hindistan.
İnternette onlarca olumsuz yorum okumuş, gidenlerin videolarını izlemiştim. Ama hiçbiri beni zerre kadar etkilemedi. Çünkü şunu çok net biliyordum:Yaşayacaklarım, başkasının değil benim deneyimlerim olacaktı.
Yeni Delhi’ye Katar aktarmalı uçtuk. Havaalanında beklerken bir şeyler içmek istedik ama bir bardak çay almak bile mümkün değildi. Neyse ki aramızda “zengin” arkadaşlarımız vardı. Onlar içti, biz baktık 🙂 Fakirliğimizle eğlenip kahkahalar atarak ilk ortak anılarımızı daha orada biriktirmeye başlamıştık bile.
Delhi’ye İlk Adım: Tanıdık Bir Yabancılık
Hindistan’ın başkenti Delhi’ye, İndira Gandhi Havaalanı’na indiğimiz anda mistik hava kendini hissettirdi. Herkese, her şeye gülümseyerek bakıyordum. Sanki yıllar sonra ana yurduna dönmüş ve her şeye özlemle bakan biri gibiydim.
Otelimizi özellikle Eski Delhi’den ayarlamıştık. Kültürü derinlemesine hissetmeye kararlıydık. Yeni Delhi’ye göre çok daha kaotik, çok daha yoğun bir yerdi. Otele doğru ilerlerken yanımızdan hızla geçen tuktuklar, rikşalar, bitmeyen korna sesleri, bağrışmalar, gecenin ışıkları… Sanki sihirli ama kontrolsüz bir dünyanın içine düşmüştük.
Otele yerleşir yerleşmez kendimizi terasa attık. Aşağıdaki hareketliliği izledik. Bir şeyler kutlanıyor gibiydi ama ne olduğunu bilmiyorduk. Korna sesleri hiç susmuyordu, bağrışmalar da… Ve garip bir şekilde bu gürültü beni rahatsız etmiyordu.
Kongre, Biryani ve Altın Üçgen
Ertesi sabah erkenden kalktık. Kahvaltıda naan ve sütlü çay aldım. Amacımız kongreden arta kalan zamanları ve sonrasındaki dört günü gezerek geçirmekti. Kongreyi uzun uzun anlatmayacağım; ama çok içten, çok samimi bir akademisyen grubuyla karşılaştığımızı ve verimli bir kongre geçirdiğimizi söylemeliyim.
Bir de öğle yemeği…Hayatımda yediğim en lezzetli pilav: Biryani.
Yedi günlük seyahatimizi “altın üçgen” olarak bilinen Delhi–Agra–Jaipur hattında tamamladık. Zamanı iyi kullanmak için beş kişilik ekibimizle şoförlü araç kiraladık. İlk şoförümüz Hindu, ikincisi Sih’ti. İngilizcesi en iyi olan arkadaşımız iletişimi kuruyordu ama o da araca biner binmez uyuyordu. Ben ise hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemediğim için şoförün yanına oturup usul usul sorular soruyordum.
Şoförümüz bana şunu söyledi:“Burada iyi şoför olmak, iyi korna çalmaktır.”
Gerçekten de herkes sürekli korna çalıyordu. Araçlar birbirine dokunuyor ama kimse kimseyi suçlamıyordu. Tuktuklar ise adeta çarpışan oto gibiydi.
Selfie, Tapınaklar ve Birlikte Var Olmak
Kaldığımız oteller temiz ve güvenliydi. İnsanlar turistlerle fotoğraf çektirmeyi çok seviyordu. Esmerliğimle aralarında kaybolurum diye düşünmüştüm ama tam tersi oldu. Her döndüğümde biri benimle selfie çekiyordu. Hatta bazen yanımızdan geçerken özellikle bekleyenler oluyordu. Biz de gülümseyip geçiyorduk; zaman zaman biz de onları çekiyorduk.
Delhi’de en çok etkilendiğim şey şuydu:Budist tapınağı, Hindu tapınağı, Sih tapınağı, Bahai tapınağı, cami ve kilise aynı şehirdeydi.İnsanlar benzer giyiniyor ama bambaşka inançlara sahipti. Ne büyük bir zenginlikti bu.
Ziyaretimize Yeni Delhi’nin en büyük camisi Jama Masjid ile başladık. Turistler için giriş ücretliydi. 25 bin kişilik bu camide kadınlar ve erkekler birlikte abdest alıyordu. Avluda çıplak ayak yürümek gerekiyordu. Ayakkabılar için ayrıca ücret ödeyip dolaplara ya da görevlilere emanet ediyordunuz. Bu uygulama tapınaklarda ve Mahatma Gandhi’nin anıt mezarında da geçerliydi.
Sonra Hindu tapınaklarını gezdik:Chattarpur, Hanuman, Laxminarayan ve elbette Akshardham…Dünyanın en büyük tapınaklarından biri. Girdiğiniz anda gerçekliğinden şüphe ediyorsunuz. Gerçek boyutta fil heykelleri, duvarları kaplayan oymalar, altın ve mücevherlerle süslü figürler… Adeta mistik bir hazine.
Giriş çok sıkı güvenlikten geçiyor. Fotoğraf makinesi, telefon dahil neredeyse her şey yasak. Ama çıkarken “iyi ki girmişim” diyorsunuz.
Bahai’lerin Lotus Tapınağı ise dışarıdan büyüleyici ama içeride oldukça sade. Tek bir heykel, tek bir resim yok. Sadece sandalyeler ve bir kürsü… Sessizlik.
Sih tapınağı Gurudwara Bangla Sahib’de ise gönüllülerin her gün ücretsiz yemek dağıttığını öğrendik. Sih erkeklerinin saçlarını kesmemesi, turban takmaları ve çelik bilezikleri dikkat çekiciydi. İçeride yerde oturuluyor, ilahi benzeri müzikler çalınıyordu. Kılıç taşıyan erkekler, çocuğunu havuzda yıkayan anneler… Hepsi aynı anda.
Delhi’nin Gerçek Yüzü
Red Fort’un yanından geçtik ama ücret nedeniyle içeri giremedik. India Gate’i ziyaret ettik; etrafı yeşillik, satıcılar ve yürüyüş yapan insanlarla doluydu. Boncuk satan kızlar etrafımızı sardı, fotoğraf çekildik, pazarlık yaptık.
Delhi tam bir vejetaryen cenneti. Sokak lezzetleri her yerde. Sarımsaklı ekmeği mutlaka deneyin. Pazarlık yapmadan hiçbir şey almayın. Pazarlar ise başlı başına bir deneyim. Ben kendime ve kızıma sari aldım; örtüler, heykeller, takılar derken bavullar doldu.
Delhi’de lüks restoranların hemen önünde sokakta yaşayan insanlarla karşılaşabiliyorsunuz. Bu tezat sizi rahatsız etmiyor; düşündürüyor.
Hiç olumsuz bir deneyim yaşamadık. Sadece güzel anılar biriktirdik. En komiği mi? Bir arkadaşımızın inek heykelinin ayaklarında dua eden kadını “yardım ediyorum” sanıp yerden kaldırmaya çalışmasıydı. Kadının yüzündeki şaşkınlığı unutamam.
Jaipur ve Agra anılarım bir sonraki yazımda…






























































Canım hocam, sizinle bu deneyimi yaşamak inanılmaz bir şeydi benim için.. ilk yurt dışı deneyimim ve herkesin hem merak ettiği hem de gitmekten cekindigi Hindistan 🙏 Umarim yine birlikte kültürel deneyimleriniz olur😇 heyecanla bekliyorum💐❤️
Sizi takip ederek başıma iş açtım galiba🙈 Her paylaşımınız evrensel birey olmamı kamçılıyor, kültürel doygunluğa erişme hissiyatımı arttırıyor. Bir diğer yazınızı merakla bekliyorum. Emeğinize sağlık❤️🙏